Ne Olacak Bu Galatasaray'ın Hali?

Tabii Özbek gibi inatçı bir başkan asla ‘Ben beceremedim, gel sen yap’ demeyeceği için, seçim olmadan bu imkansız. Geçen sezonun ortalarında artık ümidimi büsbütün kaybettiğim için, Galatasaray’ı bıraktığımı da bilirler. Tudor’un geçen sezon göreve getirilmesi yanlıştı. Takıma; bir sezon futbolcuların isteğiyle hoca alınıyor, diğer sezon ise o hoca başarısız olunca bu kez de ‘Oyuncuya kurulu düzeni yıkacağız’ naralarıyla herkes gönderiliyor. Çözüm olarak herkesin aklına gelen ilk isimlerden biri olan Lucescu ise mutlaka yanında yetiştireceği genç bir hoca ile düşünülmeli. Spor servisindeki arkadaşlarım, bir zamanlar koyu Galatasaraylı olduğumu bilir. 2) Mevcut ve potansiyel yönetici grubu, belki bir zamanlar uygun siyasi konjonktürde kulübe bazı bürokratik avantajlar sağlayabilen, şimdiyse devrin değiştiğini, konjonktüre rağmen iyi iş çıkarmak için olağanüstü gerçek bir performansa ihtiyaç bulunduğunu anlamayacak kadar lise çerçevesine sıkışıp kalmış, klişelerde boğulan banal tiplerden ibaret. Yıllardır, hedefe koyduğu futbolcuları küstüren, işler iyi gittiğinde alkışlayan ama kötü gittiğinde hemen arkasını dönen bir taraftar kitlesi var.

galatasaray için bir taşı Ama bir türlü kabullenmek istemiyorlar. Bu noktada başarılı olabilecek tek bir isim Abdurrahim Albayrak! Ama ne yazık ki ufukta böyle bir isim de yok. O yüzden G.Saray’a herkesi toparlayacak, yumruğunu masaya vuracak bir isim lazım. Bütün bunlar, bir yönetim ve teknik direktör şaşkınlığının, daha da doğrusu telaşının eseri olmalı. Geçmişinde büyük bir takımın teknik direktörlüğünü yapmamış, yıldız futbolcularla çalışmamış bu teknik adam, Galatasaray’ın büyük ismi altında ezildi. 1) Galatasaray’ın futbolcudan, teknik direktörden daha önemli sorunu, hayal kurduracak, insanın kendine yakıştıracağı hiçbir hedefinin, geleceğe dair herhangi bir çizgisinin olmaması. Yapılan transferler ve oynanan futbol kimseyi tatmin etmezken, mevcut yönetim ve teknik heyetin durumunu değerlendiren HABERTÜRK’ün usta kalemleri, sorunları ve yapılması gerekenleri yazdı. Çünkü şu anda çare olarak yeni transferler öngörülüyor. G.Saray’ın işi şu anda çok zor ve lige kadar bu takım kendine gelmezse umut ışıkları gittikçe azalacak. G.Saray’ın temel sorunu; yıllardır süren bilinçsiz yapılanma, şuursuz harcamalar ve yaratılan güvensizlik ortamının bugünlerde zirve yapmasıdır. Koskoca futbol takımı, başkana ve kardeşine yakın olan iki-üç sözde gazetecinin gazı ve sosyal medya rüzgarı ile idare ediliyor!

ERHAN TELLİ Koskoca futbol takımı, başkana ve kardeşine yakın olan iki-üç sözde gazetecinin gazı ve sosyal medya rüzgarı ile idare ediliyor! Aksine daha kötü bir futbol var. Kulübü geniş kitlelere açma niyetleri olmadığı gibi, böyle bir kulübe üye olmanın sağladığı ayrıcalıklar için çok daha yüksek aidat ödenmesi gerektiğini bile düşünmüyorlar. Dursun Özbek’in bu sezonun kaybedilmemesi ve şampiyonluk için acilen seçim kararı alıp görevi başka bir yönetime devretmesi gerekiyor. Bir de; metafizik bir yorum ama Özbek’in ısrarı en çok kendine zarar veriyor. Ama şimdi sayfa bitti. Tudor’un önceki gece Östersunds gibi çok çok zayıf bir takıma elenilen maçtan sonra hala ‘G.Saray Teknik Direktörü’ unvanını taşıması da çok ama çok düşündürücüdür. Yeni teknik adamlara, futbolculara Galatasaray’ın ne olduğunu anlatabilen birilerinin bile artık bulunmadığı anlaşılıyor. Aslında Galatasaray’ın inişe geçişi İgor Tudor’un, Karabük’ten İstanbul’a yola çıktığı gün başladı. Galatasaray camiası transfer sezonuna illüzyonla başladı ve öyle devam etti. Çünkü transferlerle birlikte taraftarın başı nasıl dönmüşse bu transfer furyası da tamamen bunu amaçlıyordu. Çünkü G.Saray gibi bir takımın hocalığını yapacak kapasitesi olmadığı biliniyordu. Egosu ve kaprisleri yüzünden takımın en büyük silahı Sneijder kolay yoldan kaybedildi. Basın toplantısında Tudor, takımın düzeleceğini söyledi ama son görüntü 1 ayda düzelecek gibi değil.

Geldiği günden beri buram buram ego saçan Tudor’la devam etmek artık mümkün değil. Buna rağmen G.Saray yönetimi, Tudor ile devam etti. Dursun Özbek yönetimi, spordan bihaber. Kulüp iki sezondur futboldan zerre kadar anlamayan başkan Dursun Özbek ve kardeşi arasında ‘bakkal mantığı’ ile yönetiliyor. Bu kadar problemin arasında “Liseli problem” dersen, komik olur. 4) Dünyada 265 milyon kadar profesyonel futbolcu var. Ne buna uygun futbolcu yetişiyor, ne ona göre bir futbol karakteri yansıyor sahaya. Bu çok büyük bir risktir. Sonuçta da UEFA Kupası’nı Türkiye’ye kazandıran Sarı-Kırmızılılar, bir köy takımına elendiler. 5) Şimdi “Bu kulüp UEFA Kupası kaldırdı, unutma” diyenler olacaktır. Todur’un hala “Bu takım iyi olacak” şeklinde demeç vermesi ve yerini garantiye alması şaşılacak bir durum. İşler iyi gitmeyince Wesley ile kardeşini gönderdi. Fatih Terim tabii ki en iyi çözüm yolu. Yani sorun lisede filan değil. Florya parçalanmış durumda. Futbol şubesini kimin yönettiği belli değil. Zira oyun, kendi hayatımızda sahip olamadığımız duyguların demo’sunu tatmak, en azından nasıl bir şey olduğuna dair fikir edinmek için bir yol değil mi? Bu durum sadece Galatasaray’la ilgili değil, Türk futbolu için geçerli. Sadece futbolda da değil, tüm branşlarda başarısız. HALİL ÖZER Dursun Başkan’mış, Tudor’muş, Selçuk’muş; fazla önemi yok.

Diğer Yazılar